KUDUZ AŞISI HASTALIĞA KARŞI HALEN TEK GÜVENCEMİZ

Özel Atakent Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Dr. Salim AKSOY, etkeni yüz yıl önce belirlenmesine rağmen bugün halen ölüme sebep olan “Kuduz” hastalığı hakkında konuştu.

“ Kuduz hastalığı, doğal ortamlarında hastalığa yakalanmış vahşi hayvanların çoğunlukla tükürük bezlerinde bulunan ve ısırıkla yaraya bulaşan kuduz virüsünün yol açtığı, gelişmiş ülkelerde kurt, tilki, çakal, kokarca, rakun, yarasa ve ayı gibi yaban hayvanlardan insana bulaşan, beyin ve omuriliği etkilediği için ölümle sonuçlanan bir hastalıktır. Kuduz genellikle bir hayvanın insanı ısırmasıyla bulaşır. Virüsün insanlara bulaşmasına neden olan hayvanlar gelişmekte olan ülkelerde sıklıkla kedi ve köpek gibi evcil hayvanlardır. Gelişmiş ülkelerde kopek ve diğer evcil hayvanlar aşı ile bağışıklandığı için insan kuduzu çok az sayıda görülür. Bu ülkelerde olguların tamamına yakın bölümünde yabani hayvanlarla temas söz konusudur. Buna karşılık, kopek kuduzunun yaygın olduğu gelişmekte olan ülkelerde insan kuduzu olgularından sorumlu en önemli hayvan köpektir. Isırıkla virüs, yaban doğaya yakın köylere ve meskun alanlardaki hayvanlara, oradan da kuluçka dönemi nedeniyle büyük şehirlere ulaşabilir. Bu hasta hayvanlarda bulunan kuduz virüsü, hayvan tarafından ısırılma sonucu oluşan yaradan içeri girerek yavaş yavaş ilerleyerek beyne ulaşır. Isırılan yer insan başına ne kadar yakın olursa hastalığın kuluçka süresi de o kadar kısa olur.

Kuduz virüsü beyne ve omuriliğe yerleştiğinde, hastalık ilk belirtilerini vermeye başlar. Hastalık ateş, baş ağrısı, iştahsızlık, bulantı, boğaz ağrısı, aşırı halsizlik ön belirtilerle başlayabilir. Bunu takiben kaslar ağrılı bir şekilde kasılmaya başlar ve felç durumu gelişir. Enfeksiyon, artan sinirlilik hali, ateş ve aşırı hassasiyet ile ilerler. Oldukça acı veren şiddetli boğaz kasılmalarının beraberinde yutma veya su görmeyle, ağız ve yutak kaslarının istemsiz kasılması sonucu gelişen ve kuduzun karakteristik bulgusu olan “kasılmaların verdiği aşırı ağrı” nedeniyle sudan çekinme durumu yani “hidrofobi” gelişir. Birkaç gün içerisinde hastanın genel durumu bozulur, sonrasında ise koma gelişir. Hastalığın bütün seyri genellikle 5-6 gün sürer ve hastalık ölümle sonuçlanır. Bu yüzden belirtiler başladıktan sonra tedavi imkanı yoktur. Hasta hayvanların yaşam süresi ise ortalama 10 gündür.

Kuduz, sadece kuluçka döneminde uygulanacak koruyucu tedavi ile önlenebilir. Bu nedenle günümüzde korkutan bir hastalık olmaktan çıkmıştır. Hastalığın bulaşmış olduğu düşünülen kişilere, vakit kaybetmeden aşı, bağışıklık serumu veya duruma göre her ikisi birden uygulanır. Serum ile kazanılan bağışıklık geçici olduğundan kuduz şüphesi taşıyan bir hayvan tarafından ısırılma durumunda en kısa sürede koruyucu tedaviye başlamak gerekir. Hastanın aşı takvimine uyması hastalığın ilerlememesi açısından çok önemlidir. Kuduz virüsü girdiği yerde çoğalıp sinir uçlarına girmeden, sık aralıklarla aşı yapılarak vücudun, virüsu yok edecek antikoru yapması hedeflenir. Önceden aşılanmış insanlar bu sebeple daha avantajlıdır. Bu kişilere aşı ilk ve 72. Saat yapılır, yeterli antikor oluşabilir. Önceden aşılanmamış olanlar ise ilk gün, 72 saat sonra (üçüncü gün) ve yedinci gün aşılanmalı, ısıran hayvanın akibeti bilinmiyorsa aşıya ondördüncü gün ve yirmisekizinci gün olarak devam edilmelidir. Kuduzdan korunmanın en etkili yöntemi ise hayvanlara düzenli olarak kuduz aşısının yapılması ve şüphelenilen hayvanların gözetim altına alınarak hastalığın yayılmasının engellenmesidir. Mesleği gereği kuduza yakalanma ihtimali olan kişilerin de düzenli olarak aşılanması gerekir.”

Bunları da sevebilirsiniz

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.