YALOVA’LI STK’LAR BİZİM GÖRÜŞÜMÜZÜ SORARSANIZ

2020 yılı pek çok zorluğu ve afeti deneyimlediğimiz, küresel bir salgınla mücadele ederken bir yandan deprem, diğer yandan susuzluk gibi pek çok tehlike ile karşı karşıya kaldığımız bir yıl oldu. Tüm bu olumsuzluklar doğal varlıkların insan yaşamı için önemini bizlere bir kez daha hatırlattı. Doğal alanların tahribatının, hatalı yapılaşmanın, plansızlığın büyük sorunlara neden olduğunu daha yakından gördük. Salgın ile ilgili yaşadığımız yoğun gündem sırasında Yalova’da tarım alanlarının kaybı, Yalova’nın eşsiz doğasını tahrip eden plan ve projeler ve plansız yapılaşma hız kesmeden devam etti. Üstelik tüm bu süreçler devam ederken Yalova’da yaşayanların görüşlerine hiç başvurulmadı ve halkın ihtiyaçları göz ardı edildi. Yalovalılar olarak biz, kentimizin geleceği hakkında söz sahibi olmak istiyoruz. Eğer bizim fikrimizi sorucak olursanız..

  1. Yalova’nın birinci önceliği deprem tedbirleri olmalıdır. Bu kapsamda bir an önce şehrin DEPREM MASTER PLANI hazırlanmalıdır. Bu doğrultuda afet öncelikli alanlarda kentsel dönüşüm uygulamasına geçilerek insanların güvenli binalara taşınması sağlanmalıdır. Vatandaşlar da SERMAYENİN insafına bırakılmamalıdır. Deprem anında ve sonrasında yapılacak olanlar ise kağıt üzerinde değil yerinde uygulanabilir olmalı, altyapısı tamam yeterli toplanma alanları yapılmalıdır.
  2. Yalovalıları bekleyen bir diğer büyük tehlike susuzluktur. Armutlu dışında kentimizin tek su kaynağı Gökçe Barajı’dır. İklim krizine bağlı olarak yağışlar azaldığından, Gökçe Barajı ancak konutların su ihtiyacını karşılayabilmektedir. Gökçe Barajı’nın, kurulmak istenen sanayi kuruluşlarının ve bu kuruluşların getireceği nüfus artışının su ihtiyacını karşılaması mümkün değildir. Yalova’nın yeni yapılacak sanayi kuruluşlarına ayırabileceği suyu yoktur. Yeni sanayi kuruluşlarına izin verilmesi Yalova halkını susuzluğa mahkûm edecektir.
  3. Gökçe Barajı’nın üst kodunda planlanan Çağlayan Barajı, Altınovada planlanan Karadere ve Kınalı barajları bir an önce yapılmalıdır. Bu barajlar bile ancak nüfus artışına cevap verebilecek kapasiteye sahiptir.
  4. Su ihtiyacının, yer altı suları ile karşılanabileceğine dair görüşler olsa da bunlar, gerçekçi değildir. 2004 yılında yaşadığımız büyük kuraklıkta DSİ tarafından 26 adet derin sondaj su kuyusu açılmış sadece iki tanesinde bir miktar suya rastlanmıştır.
  5. Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitü bünyesindeki yaklaşık 113 dekarlık Türkiye Meyve Gen Bahçesi bozularak Millet Bahçesi yapılmak istenmektedir. Millet bahçesi için başka bir yer bulunarak bu uygulamadan vazgeçilmelidir.
  6. Yine 1/50 000 ’lik planlarda Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitü arazisi Tarımsal ARGE yerine “Organize tarım ve Hayvancılık” olarak gösterilmektedir. Ülkemizin ve dünyanın sayılı tarımsal araştırma kuruluşlarından olan bu kuruluşumuzun arazisi tekrar tarımsal araştırma kuruluşu arazisi vasfına döndürülmelidir. Araştırma kuruluşunun arazisi hangi amaçla olursa olsun parçalanmamalıdır.
  7. Yalova Kompozit ve Kimya İhtisas OSB bitişiğinde yer alan 115 dönümlük 1. Sınıf ekili tarım arazisi, üreticilerin elinden alınarak sanayi kuruluşuna tahsis edilmiştir. Burada planlanan projenin ÇED raporuna verilen ÇED olumlu kararı iki kez mahkeme tarafından iptal edilmiş; ancak buna rağmen, proje üçüncü kez ÇED sürecine başlamıştır. Proje sahibi kuruluşa hazineye ait birinci sınıf tarım toprağı ücretsiz tahsis edilmek istenmektedir. Bunun kabulü mümkün değildir.
  8. Armutlu’dan başlayarak Kurtköy sırtlarına kadar gelen ormanlık alanda yüzlerce rüzgâr enerji santrali kurularak binlerce ağaç katledilmektedir. Bir an önce bu katliamın durdurulması ve rüzgâr enerji santrallerinin; yerleşim alanlarından uzak, ekosisteme zarar vermeyecek yerler belirlenerek ve gerekli önlemler alınarak planlanması gerekmektedir. Yapılan bu faaliyetler su varlıklarımızı olumsuz etkilemektedir.
  9. İlimizde ormanlık alan içinde, yerleşim yerleri ve su varlıkları yakınında yeni taş ocağı, maden ocağı gibi faaliyetlere asla izin verilmemeli; böyle alanlarda çalışan mevcut kuruluşların ruhsat süreleri uzatılmamalıdır.
  10. 20.11.2020 tarihinde onaylanan 1/50 000 ’lik planlarla ilimizin nüfusu 667 500 olarak öngörülmektedir. Nüfus artışının en büyük nedeni planlanan sanayi kuruluşlarıdır. Tarım toprağı olduğuna bakılmaksızın binlerce dönüm alan sanayi kuruluşlarına tahsis edilmiştir. Özellikle Çiftlikköy’de yerleşim alanı bitişiğinde İhtisas Organize Sanayi Bölgelerinin (şimdi karma OSB ye çevrilmesi çalışılıyor) yaratacağı sorunlar dikkate alınmamıştır. Talihsiz bir şekilde tarım toprakları üzerinde kurulan bu bölge bir an önce sınırlandırılmalıdır ve bu vebal planları onaylayanların üzerinde durmaktadır. Bu kapsamda kağıt üzerinde bulunan ve aynı zamanda da bireysel sanayi kuruluşu gibi davranış gösteren, organize olmaktan uzak ve birleştiğinde de (karma) atıklarını düzenleyebilmesi mümkün gözükmeyen OSB’lerin sayısı azaltılmalı, yeşil ve yenilenebilir enerji ile uyum sağlayabilenler dışındakiler kaldırılmalıdır. Bu sanayi kuruluşlarının sınırlandırılmaması durumunda şehrimize yetecek su yok iken OSB’lere de verilecek yeterli suyumuz bulunmamaktadır.
  11. Artan nüfusla ortaya çıkacak olan atık su, katı atık gibi atıklar büyük sorun oluşturacaktır. Örneğin 1/50 000 ’lik planlarda mevcut çöp depolama alanı ömrünü tamamladığında da alternatif olarak Armutlu ormanları çöp depolama alanı olarak gösterilmektedir. Ancak, 1/50 000 ’lik plan açıklama raporunda belirtildiği gibi şehrin en az atık çıkan bölgesine (Yalova toplam katı atıkların yaklaşık olarak 80’de 1’i) tüm atıkların götürülmek istenmesinin mantıklı bir açıklaması da bulunmamaktadır.

Su sıkıntısı için ise arıtılmış suların deniz yerine kullanıma verilmesi önerilmektedir.

1/50.000 planların yeniden düzenlenerek nüfus artışı körükleyen düzenlemelerinden vazgeçilmesini talep etmekteyiz.

  1. Artacak olan nüfus sebebiyle, ilimizde kimsenin işsiz kalmayacağı söylenmekteyse de, yapılan tersanelere Kartal ve Pendik’ten motorlarla işçi taşınmaktadır. Yeni kurulacak sanayi kuruluşları için de Yalova dışından işçi getirileceği ve nüfusun bu nedenle artacağı 1/50 000 ’lik planlarda öngörülmektedir.

Bu uygulama yerine, tarımsal üretim geliştirilerek ve ekosisteme zarar vermeyecek biçimde planlanması kaydıyla sağlık turizmi gibi sektörlere ağırlık verilerek il içindeki mevcut işsizlere iş olanağı sağlanmalıdır. Planlarda bu hususlara ağırlık verilmesini talep etmekteyiz.

Planlar yapılırken ve sonrasında da değişiklikler yapılırken bile ilde yaşayanlara ve STK’lara sorulmamıştır. Fakat Yalova halkının yaşam alanları üzerinde söz hakkı olduğu tartışmasızdır. Bu nedenle geniş katılımlı bir çalıştay düzenlenerek 1/50.000’lik plan yeniden ele alınmalıdır.

Saygıyla ilgililere ve kamuoyuna duyurulur.

İmzalıyanlar

Altınova Subaşı Hayvan Dostları Derneği (HAYSUDER)

Atatürkçü Düşünce Derneği (ADD)

Birlikte Kanserle Mücadele Derneği

Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği (ÇYDD)

Jeoloji Mühendisleri Odası Yalova Il Temsilciliği

Mahalle Afet Gönüllülerı Derneği (MAG-DER)

Motorize Afet Timi Derneği (MAT)

Paşakent Folklor Eğitim Merkezi ve Spor Kulübü Derneği (PAFEM)

Peyzaj Mimarları Odası Yalova Il Temsilciliği

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES)

Samanlı Dağları Çevre ve Kültür Derneği (SAMDER)

Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma Vakfı (TEMA) Yalova Il Temsilciliği

Tüm Emekliler Sendikası Yalova Şubesi

Yalova Barosu

Yalova Dağcılık ve Doğa Sporları (YADOS)

Yalova Eğitimsen

Yalova Folklor Derneği

Yalova Kent Konseyi Kadın Meclisi

Yalova Musiki Derneği

Yalova Patileri Derneği

Yalova Platformu

Yalova Türkü Dostları Derneği

Yürüyen Köşk Derneği

Ziraat Mühendisleri Odası Yalova Il Temsilciliği

Bunları da sevebilirsiniz

YALOVA’LI STK’LAR BİZİM GÖRÜŞÜMÜZÜ SORARSANIZ” için bir yorum

  1. Evet…Beklemekte olan DEPREM bir gün gelecekte, deprem öncesi alacağımız önlemlerle birlikte evelden yapılan-
    YANLIŞlıklar bi kez daha tekrarlanırsa bu iş bi Papağanın aynı şeyleri bi kaç tekrarlamasına benzer..Yalovalı dostla-
    rımızdan duyduğumuz o<>na verilen imar izni gibi aptallıkların olmaması gerekir..Gündem-
    de olan SU meselesi ise sadece bir ülkemizin sorunu değil küresel sorun olarak her milletin önüne çıkacak..Çocuk-
    larımıza,evlerde tasarruf etmeden şuursuzca SU kullanan kadınlarımızdan başlamalıyız..Zirrat konusunda ise su tü-
    ketimini fazla kullanması gereken Ziraatçilerimizden belirlenen ölçüde SU VERGİ si alınması gerekir..Saygılarımla

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.