METİN AKPINAR “ZEKİ BENİM YARIMDI, CANIM GİTTİ”

0

Zeki Alasya’nın vefatıyla yıkılan Metih Akpınar, “Bugün sevdiği yemeği yapmıştım. Onu götürecektim. Olmadı. Benim yarımdı, canım gitti” dedi.

Zeki Alasya’nın vefatıyla yıkılan Metih Akpınar, “Bugün sevdiği yemeği yapmıştım. Onu götürecektim. Olmadı. Benim yarımdı, canım gitti” dedi.

 

Yıllarca birlikte birçok filmde rol aldığı, tiyatro da sahneyi paylaştığı can arkadaşını kaybeden Metin Akpınar, Zeki Alasya’nın vefat haberiyle yıkıldı. “Benim yarımdı, canım gitti” diyen Metin Akpınar, acı haberi duyduğunda adeta yıkıldı.
Can dostunun 15 gündür durumunu kötü olduğunu belirten Akpınar, “15 gündür durumu kötüydü. Doktorlar çok uğraştı. Hiç beklemediğimiz bir hastalıktan öldü. Karaciğer kötüydü ve yapacak bir şey yoktu. Zeki, benim yarımdı. Büyük kayıp. Her ölüm erkendir ama Zeki erken öldü. Bugün de en sevdiği yemeği yapmıştım, ona götürüyordum. Ama olmadı” diye konuştu.

“KADER BİZİ BİZİ BİRLEŞTİRDİ”

1962 yılında tanıştıklarını dile getiren Metin Akpınar, “Ondan önce de kader bizi birleştirmişti. Babalarımız aynı yerde çalışırdı. Kader bizi birleştirdi. Annelerimizin imamları bile aynıydı. Ölüme kadar da ayrılmadık. Bir sürü saçma sapan şey denildi ama şimdi ilk defa ayrıldık. Bazıları kına yakabilir. Çok yetenekliydi terziliği bile vardı” dedi.

 

[envira-gallery id="9244"]
[envira-gallery slug="buyuk-usta-zeki-alasyayi-kaybettik"]

 

“KABİRİMİZ DE AYNI OLSUN İSTİYORDUK”

 

Zeki Alasya, bir dönem Metin Akpınar ile olan ayrılığı konusunda şunları söylemişti: “Metin’in benden ayrı projelerde yer almasına kızmadım. Ama ben bugüne kadar Metin’siz iş yapmadım. Ama o bensiz bir sürü işlere girişti. Üzülmedim dersem yalan olur. Bu yaptıklarından dolayı kendisine çok kırgınım.” Daha sonra 2013’te verdikleri bir röportajda ise çarpıcı bir cümle söylemişti Akpınar: “Biz baştan helalleştik. Hatta bir ara aile kabristanı gibi kabirlerimiz de aynı olsun diye düşünüyorduk. Fakat sonra ailelerimiz kendi kabristanlarını aldılar. Öyle olunca aynı mezarlığa gömülemeyeceğiz.”

 

“BİZİM FİLMLER DAHA SAMİMİYDİ”

 

Çok güzel filmler yapılıyor. “Yeşilçam daha iyiydi” diyenlere katılmıyorum. Geçmiş zamana olan öykünmelerden sıyrılıp günümüze bakmak gerek bence… Bugün her zaman için dünden daha iyidir. Kullanılan teknolojik ekipmanlar, çalıştığımız platolar ne kadar güzel. Oysa biz eskiden her tarafı dökülen kulübelerde çalışırdık. Bu açıdan bakıldığında Avrupa’yla aynı düzeyde olduğumuzu düşünüyorum. bizim filmler daha samimiydi, ukalalık azdı. Hikayenin geneline bakıldığında daha çok pastel renkleri görürdünüz, yumuşacık filmlerdi. İtalya ve Fransa hâlâ bu şekilde filmler yapıyor. Oysa biz nedense başka arayışlar peşindeyiz. Bunun dışında günümüz Türk sineması geçmişteki bütün sinema dönemlerinden daha iyi durumda.

 

“BENİM YAŞIMA GELİNCE İNSAN HAKKI VAR SANIYOR”

 

Uzun bir süredir filmleri eleştirmiyorum. İnsan benim yaşıma gelip, yaptıklarımı yapınca kendini bir şey söylemeye hakkı var zannediyor. Bazı filmlerde bazı yanlışları gördüğümde, tekrarlanmaması adına söylemek gibi yanlış bir yol seçtim. Bana göre doğru bir yoldu, gene aynı iddiadayım ama bu insanları çok rahatsız etti.

 

“BU İŞİ EN İYİ CEM YILMAZ YAPIYOR “

 

Yılmaz Erdoğan adam gibi ayakları yere basan çok güzel işler yapmaya başladı. ‘Kelebeğin Rüyası’ filmi çok güzeldi. Bence en iyi işi yapacak olan Cem Yılmaz. Cem Yılmaz’ın Arog, Gora gibi filmlerini çok beğenmedim. Sinemada müthiş becerikli olduğu başka şeyler var, görüyorum. Yabancı Oscar’a aday olacak dediğim filmleri en iyi yapacak adam da şu an Cem Yılmaz. Ata Demirer, ‘Eyvah Eyvah’ diye filmler yapıyor. Onlardan bizim Yeşilçam’daki lezzeti alıyorum.

 

“KIVANÇ TATLITUĞ’SUZ DİZİ İŞ YAPMAZ”

 

Kıvanç Tatlıtuğ’u alın diziden, dizi ilk yüze giremez. Oyunculuk olarak çok eğitti kendini. Yalnız öyle oyunculardan çok büyük oyunculuk beklemeyin. Clark Gable’lar, Ayhan Işık’lar, öyle duran, çok fazla oyunculuk kabiliyeti olmayan adamlardı. Ayhan Işık ağabey olağanüstü yakışıklıydı ama kötü bir oyuncuydu. Halit Ergenç, klasik jönle bahsettiğimiz çirkin kralların arasında bir adam, erkek güzeli değil.

 

“BİRİKTİRDİKLERİMİ GENÇLERLE PAYLAŞIYORUM”

 

“Tiyatro’da 1963’te profesyonel oldum. Daha öncesi var ama amatör olarak galiba 45. sene. 1972 senesinde sinemaya başladım. Bu kadar seneyi arkanızda bırakınca artık yavaş yavaş biriktirdiklerinizi paylaşmak istiyorsunuz. Bu bir görev halini alıyor. Yoksa yazık olup gidecek diye düşünüyorum. Örneğin; bu nedenle TÜRVAK Televizyon ve Sinema okulunda oyunculuk bölümü başkanıyım ve öğretim görevlisiyim. Orada yaptığım bu! Biriktirdiklerimi yenilerle, gençlerle paylaşıyorum. Onlara bir şeyler öğretmek ukalalığında değilim. Bir şeyleri onlarla paylaşmak 45 senenin üçüncü, beşinci, onuncu bazen de dün değil evvelki gün yani 45. senesinde bir şeyler öğrenmişsem, onların da öğrenmek için bu kadar beklemelerini istemiyorum, olabildiğince onlarla paylaşıyorum. Ve o zaman yapıcı, yönlendirici bir birey oluyorum. Yani yaklaştıkça, öbür tarafa gitmeye hazırlandıkça biraz daha filozof olmaya başlıyor insan. Bunun da ayrı bir tadı var.” diyerek söyleşisine son vermişti.

 

Çevre Gazetesi Ailesi olarak Ailesi başta olmak üzere tüm yakınları ve sevenlerine Allah’tan sabır diliyoruz, Büyük bir değerimizi kaybettik, Allahtan Rahmet diliyoruz, Mekanı Cennet olsun.

About The Author

Bu haberi okuduğunuz için teşekkürler, abone olmayı unutmayın!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.