ZEYTİNİME DOKUNMA… YAŞAMA GELECEĞE SAHİP ÇIK…

Haberi Sesli dinle
Getting your Trinity Audio player ready...

Ülkemizde yıllardır iktidar partileri değişirken; emeğin ve doğanın sömürüsü üzerine kurulmuş olan yönetim politikaları değişmiyor. Uzun yıllardır egemen kılınan ve çağdaş, katılımcı demokrasi ile hiçbir ortak noktası olmayan yönetim anlayışı nedeniyle ülkemizin su kaynakları kirletilmiş, doğal varlıkları, orman alanları talan, tarihi zenginliklerimiz tahrip edilmiştir. Doğanın ve emeğin sömürülmesi süreçleri bu dönemde tüm yıkıcı etkileri ile karşımızda durmaktadır.

 

Anayasanın 56. maddesinde herkesin sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahip olduğunu, çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemenin devletin ve yurttaşların ödevi olduğunu belirtmektedir.

 

Yaşam alanlarımızın korunması için düzenlenmesi gereken yasalar bu alanların talanının önünü açıyor. Zeytin Kanunu ile bölgemizdeki zeytinliklerin madencilik ve sanayi faaliyetleri ile kamu yararı adı altında yok edilecek olması da yaşadığımız son örnek olarak karşımızda duruyor.

 

Bölgemizin bizden önce var olan bizden sonra da var olacak olan ölmez ağacı zeytin, günümüze özel yasayla korunarak gelebildi. Rant hırsı zeytinliklerin talana açılması konusunda daha önce de birçok kez girişimde bulunmuş ancak bu girişimler her defasında mücadelelerle bertaraf edilmişti.

 

Yeni bir girişim “Sanayinin Geliştirilmesi ve Üretimin Desteklenmesi Amacıyla Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı” adıyla gündeme getirilmiştir. Yasayla zeytinliklerin talana açılmasının amaçlandığı açıkça görülmektedir.

 

Bugün TBMM Genel Kurulunda görüşüleceği açıklanan tasarıda zeytincilikle ilgili maddeler yasalaşırsa, zeytinlik sahalarında “alternatif alan bulunmaması halinde” maden ocağı ve sanayi tesisi yapılmasının önü açılacaktır. Komisyon görüşmeleri sonrasında, bu tasarıya ilişkin olarak “Konut ve turizme izin vermedik” açıklamaları yapılmış, oluşturulan algı oyunu ile üreticilerin itirazları, yükselen halk tepkileri manipüle edilmiştir. Oysa açıklamaların aksine; mevcut kanun, zeytinlik alanları 3 km. mesafe altında korurken bu düzenleme ile istisnai hüküm getirilmiş; Kurulun vereceği kararla her türlü kimyasal atık bırakacak, toz ve duman çıkaracak tesisin yapılmasına ve işletilmesine olanak sağlanmıştır. Bu sayede “zeytin mi önemli tesis mi” anlayışı ile yatırım yapılacağı gerekçesiyle Valilik bünyesinde kurulan göstermelik bir kurul marifetiyle zeytinlik alanlar yapılaşmaya, betonlaşmaya, yol olmaya teslim edilmekte, zeytin ağaçlarının, zeytinciliğin idam fermanı verilmektedir. Bu yasa ile binlerce yıldır üzerinde yaşadığımız topraklarda beslenip büyüyen zeytin ağaçları rantın katliamından kurtulamayacaktır.

 

Bizler yaşam alanlarımızı doğal varlıklarımızı zeytinimizi, meralarımızı yok eden anlayışa teslim olmayacağız, mücadeleye devam edeceğiz.. Zeytinliklerimizin yol olmasına izin vermeyeceğiz… Doğamıza, yaşamımıza zeytinimize geleceğimize sahip çıkacağız..

Tüm yaşam savunucularını mücadeleye çağırıyoruz.. Zeytinime Dokunma…

Kamuoyuna saygı ile duyurulur…

 

Yani, öylesine ciddiye alacaksın ki yaşamayı,

yetmişinde bile, mesela, zeytin dikeceksin,

hem de öyle çocuklara falan kalır diye değil,

ölmekten korktuğun halde ölüme inanmadığın için,

yaşamak yanı ağır bastığından.

 

TÜRKİYE KENT KONSEYLERİ PLATFORMU-EGE VE GÜNEY MARMARA ÇEVRE KOMİSYONU

Sezer Sevinçler

Sezer Sevinçler

10 Şubat 1979 Yalova Doğumlu, Bilgisayar mühendisi, Gazeteci,

Bir Cevap Yazın

Bu site, istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanıyor. Yorum verilerinizin nasıl işlendiği hakkında daha fazla bilgi edinin.